David Fernández QUIJADA

David Fernández QUIJADA

David Fernández QUIJADA

Radyonun Geleceği ve İnternet

İnternet radyoculuğu, radyo yayınlarının sunulmasında önemli bir araç görevi görmekte ve dinleyiciler için radyo deneyimini zenginleştirmektedir.

 

Günümüzde İnternetin, radyonun geleceğinde ne kadar önemli bir rol oynadığını inkâr edemeyiz. Ancak ortaya çıkışının 20 yıl sonrasında dahi, gelişmiş ülkelerde radyo dinlemek için ayrılan toplam zamanın yaklaşık %10’unun İnternet üzerinden yapıldığı görülmektedir.

 

İnternet radyoculuğunun gelişmesi süreklilik göstermesine karşın henüz bir patlama noktasında değildir. En azından kısa veya orta vadede bu mümkün gözükmemektedir. Dolayısıyla, pek çok Avrupa ülkesi yayın ağlarını Dijital Ses Yayınları (DAB) ile sunmaktadır. Bu dijital yayın Türkiye’de şu anda test edilmektedir. Radyoculuğa zarar vermek bir yana, İnternet radyoculuğu radyo yayınlarının sunulmasında önemli bir araç görevi görmekte ve dinleyiciler için radyo deneyimini zenginleştirmektedir.

 

Her dört İnternet istasyonundan üçü müzik hizmeti sunmaktadır.

 

Yeni istasyon oluşturmada hiç kısıtlama olmadığından İnternet üzerinden sunulan içerikler, radyo yayınlarından daha çeşitlidir. İnternet radyo istasyonu açmak için herhangi bir lisansa gerek duyulmaması, istasyon sayılarının aniden çoğalmasına ve görünürlük savaşına yol açmıştır.

 

Avrupa Yayın Birliği (EBU) üyesi olan resmi yayın kuruluşları buna iyi bir örnektir. Şu anda, 1,156 radyo istasyonundan sadece 212’si elektronik ortamda mevcuttur. DAB gibi yeni fırsatlardan, daha çok müzik istasyonları yararlanmaktadır. Her dört İnternet istasyonundan üçü müzik hizmeti sunmaktadır. Ayrıca, 2016 yılında Fransız klasik müzik istasyonu Fransa Müzik, orijinal tarzını genişleterek yedi adet İnternet servisi başlatmıştır. Bu servislerin içerisinde çocuklar için de bir hizmet yer almaktadır. Diğer taraftan, Romanya’da Radyo 3 Net, bölgeselden halk müziğine ve reggea’denrock müziğine on farklı temada İnternet servisi sağlamaktadır.

 

Aynı zamanda, İnternet diğer servis türleri için de zemin oluşturmaktadır. Elektronik ortamda özellikle iki dinleyici kitle hedeflenmektedir; çocuklar ve gençler. Eskiden çocuklar kendileri için özel tasarlanmış radyo içeriklerinden mahrum kalmışlardı fakat şimdi yalnızca onlar için düzenlenen İnternet istasyonları dahi bulunmaktadır.

 

Bunların içerisinde Hollanda’da NPO Zappelin, Almanya’da MDR Kültür Figarino, Belçika’da KetnetHits ve OufTivi ve Çek Cumhuriyeti’nde ČRoPísničky çocuk radyosu yer almaktadır. Gençler için de özel olarak üretilen yayın önerileri bulunmaktadır, böylelikle gençler Almanya’da popüler olan ve özel bir formatta yayın sunan müzik istasyonlarına yönelmektedir.

 

İnternet radyosu, radyo yayınlarının en güçlü destekçisidir.

 

İçerik çeşitliğinin genişletilmesinin yanı sıra, İnternet radyosu farklı bir esneklik de sunmaktadır. Letonya ve Belçika’da Noel müzik istasyonları, İsveç’te Melodi Festivali Müzik Yarışması için istasyon, Bölgeden Bölgeye Festivali, Eurovision Şarkı Yarışması ve Londra Caz Festivali gibi müzik etkinlikleri veya Olimpiyat ve Uluslar Topluluğu Oyunları gibi spor yarışmaları için dijital yayın yapan istasyonlar bu esnekliğe örnek gösterilebilir.

 

Bununla birlikte, en büyük esneklik yayın aktarımındaki doğrusallığın kırılması ve talebe göre içerik sunulmasıdır. Yirmi yıldır İnternet kullanılmasına karşın Avrupalı yayıncılar, genellikle Amerika’daki gelişmeleri takip etmekte ve böylelikle mevcut yayın akışlarına talep odaklı içerikleri de eklemektedirler. Örneğin, İngiltere, İspanya, Finlandiya, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya’da durum budur. Sadece İnternet dinleyicileri için mevcut olan drama ve eğitim gibi bulunması zor türlerde içerik sınırlı sayıdadır.

 

Yukarıda görüldüğü üzere İnternet radyosu, radyo yayınlarının en güçlü destekçisidir. Örneğin sonraları radyo yayınına dönüşebilen yeni ortamlar oluşturulduğunda; hem karasal hem de İnternet üzerinden yayınları alabilen karma (hibrid) cihazlarla radyo daha da yaygınlaşacaktır. Bu sırada, dinleyiciler kendilerine hitap eden içeriğe ulaşabileceklerdir. Örneğin, ortam videoları nitelik açısından olmasa bile genç ve eğitimli kitlenin ilgisini çekmesi açısından küçümsenemeyecek bir öneme sahiptir.

 

Sonuç olarak günümüz yayıncılarının ulusal kimlik ve dinleyici taleplerini de dikkate alarak; gelişen bu yeni strateji ve ortamlara uygun içerik üretmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

 

Sadece teknolojik bir alıcı olmanın ötesinde radyo, sosyal ve kültürel bakımdan içinde bulunduğumuz yüzyılda güzel bir geleceğe sahip olacaktır.