Doç. Dr. Ali Murat KIRIK

Doç. Dr. Ali Murat KIRIK

Doç. Dr. Ali Murat KIRIK

DÜNYA RADYOCULUĞUNDA TEMATİK RADYOLARIN İŞLEVİ VE DURUMU

 

 

İnternet teknolojisinin gelişim göstermesi tematik radyo yayıncılığını olumlu bir şekilde etkilemiş;  haber, eğitim, ekonomi, kültür, tarih, spor, müzik, pazarlama ve birçok alanda faaliyet gösteren radyolar ortaya çıkmıştır.

 

Yüzyılı aşkın geçmişi bulunan radyo, çağımızda hala güçlü bir dinleyici potansiyeline sahiptir. Sese dayalı bir kitle iletişim aracı olan radyo gerek Türkiye’de, gerekse de dünyada televizyonun baskın durumuna rağmen popülaritesini korumaktadır. Özellikle farklı kitle iletişim araçlarını tek bir araç haline getiren yakınsamanın etkisiyle birlikte radyo, dijital ortamda da kolaylıkla dinlenebilen bir mecraya dönüşmüştür. Radyolar dijital ortamı da kullanarak dinleyicilere İnternet ortamından ulaşmayı hedeflemektedir. Radyo yayıncılığının tarihsel gelişimi irdelendiğinde çok farklı dönemlerin var olduğu görülmektedir. İlk dönemlerde yalnızca haber verme ve bilgilendirme işlevi olan radyo; özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında en çok ilgi gösterilen iletişim aracı durumuna gelmiştir. Çünkü bilgi akışı yalnızca radyo üzerinden gerçekleştirilmiştir. Hatta neredeyse halkın anlık haber kaynağı sadece radyo olmuştur. II. Dünya Savaşı sonrasında ise radyoda içeriksel bir dönüşüm yaşanmaya başlamış; eğlence ve müzik, mevcut içerikleri domine etmeye başlamıştır. Bugün radyoya getirilen en büyük eleştiri, bu önemli mecranın müzik kutusuna dönüştüğü gerçeğidir.

 

Radyo istasyonlarının sayısal olarak artması alternatif içeriklerin oluşumunu sağlamıştır. Bununla birlikte birbirine benzer içerikte yayın yapan birçok radyo istasyonu da kurulmuştur. Hem Türkiye’de, hem de dünyada radyo istasyonlarının niceliksel olarak artışı farklı temaların ön plana çıkmasını sağlamıştır. RTÜK’ün (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) tanımına göre tematik yayın; “günlük yayın süresinin en az yüzde yetmişini haber, eğitim, ekonomi, kültür, tarih, spor, müzik, pazarlama veya benzeri konularda olmak üzere sadece belli bir türe ayıran yayın” şeklinde ifade edilmektedir. Özellikle tecimsel (ticari) yayıncılığın gelişim göstermesi ve tüm dünya geneline yayılması tematik yayıncılığın gelişimini hızlandırmıştır. Çünkü reklam ve tanıtım gelirleri bugün tecimsel yayın kuruluşlarının en önemli, belki de tek gelir kaynağı durumuna gelmiştir.

 

Radyo yayıncılığı ilk dönemlerde çok yaygın olmadığı için daha çok kamusal nitelik taşımaktaydı. Elbette bu durumun diğer bir sebebi de gerekli teknik alt yapının bulunmayışıydı. Radyo teknolojisinin yüksek maliyeti bu durumun oluşumuna adeta zemin hazırlamıştı. O dönemlerde radyo oldukça maliyetli bir kitle iletişim aracıydı. I. Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı ekonomik buhran radyonun gelişimini de olumsuz yönde etkilemiştir. Bu nedenle tematik yayınların ortaya çıkışı oldukça zaman almıştır. Birlik ve beraberlik ruhunu oluşturabilmek adına devletler radyonun kontrolünü elinde tutmak istemiş, bu nedenle tecimsel yayıncılığa müsaade edilmemiştir. Avrupa’da kamu hizmeti şeklinde gelişen radyo yayıncılığı, Amerika’da ise tam tersi bir gelişim göstermiştir. Amerika’da çok kısa bir süre zarfında birçok tecimsel radyo istasyonu hizmete girmiş, böylece radyo yaygın bir iletişim aracı halini almıştır. Nitekim 1923 yılında 550’den fazla radyo istasyonu yayın hayatına başlamıştır. Bu sayı o dönemin koşulları ön plana alındığında bir rekordur.

 

1930’larda dinleyici ölçümlerinin başlamasıyla birlikte reklam anlayışı farklı bir boyut kazanmış, giderek tematik yayıncılığa evrilen bir yapı ortaya çıkmıştır. Çünkü tematik yayıncılığının alt zeminini hazırlayan tecimsel yayın kuruluşları olmuştur.

 

1945-1960 yılları arasında radyoda tamamen rekabete dayalı bir yapı ortaya çıkmış ve bütün radyo istasyonları dinleyici sayılarını arttırmayı amaçlamıştır. Bu nedenle alternatif yayın içerikleri meydana getirilmiş ve farklı türleri kapsayan radyolar yayın yapmaya başlamıştır. Alternatif yayın içerikleri 1946’dan itibaren dinleyicilerle buluşmuştur. Aynı yıl  Latin Amerika ülkelerinde Brezilyalı Paolo Freire’in fikirlerinden esinlenen “halk radyosu” kurulmuştur. Bu durum radyoculukta tematik yayınlara dönüşümü hızlandırmıştır. 1960’lı yıllara gelindiğinde radyo popülaritesini daha da arttırmıştır. Bu yıllarda gemiler üzerinden yayınlar gerçekleştirilmiştir. Bu yayınlar korsan yayın olarak adlandırıldığından yasa dışı yollarla dinleyicilere iletilmiştir. Bu radyolar daha çok müzik içeriklerini barındırmıştır. 1970’li yıllara gelindiğinde başta İtalya olmak üzere Fransa ve diğer ülkelerde özgür radyo yayıncılığı anlayışı hayata geçirilmiştir. Bu durum devlet tekellerinin yıkılmasını hızlandırmış ve tematik radyoların doğmasına zemin hazırlamıştır. Başlangıçta devlet tarafından onay verilmeyen bu yayınlar yasadışı olarak tanımlandığı için lisans alamamış;  1980 sonrasında yasal bir zemine oturtulmuştur. Frekans tahsis işlemleri de gerçekleştirilen bu radyoların büyük çoğunluğu belli bir tema üzerinden yayın yapmaya başlamıştır. Kimisi yalnızca müzik, kimisi kültür-sanat, kimisi de haber temalı yayın yapmıştır. Devlet tekelinin devam ettiği ülkelerde ise tematik yayınlar gerçekleştirilememiştir. 1970’li yıllarda İtalya’da azınlıklar ve farklı gruplara yönelik yayınlar yapılmış, bu durum karmaşık bir yapının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tematik yayınların gelişim göstermesiyle birlikte ekonomik açıdan güçlü olan firmalar kendi radyo istasyonlarını kurmaya başlamışlar, ayrıca küçük ölçekli radyoları satın almışlardır. Tematik yayın yapan yerel radyolar ise reklam gelirlerinden yoksun oldukları için kapanmıştır. İtalya’da 1991 yılında alınan bir kararla yaklaşık 500 civarı radyoya lisans verilmiştir. Böylece korsan olarak yapılan yayınlar hukuki zemine oturtulmuştur.

 

Fransa’da 1968 yılında meydana gelen öğrenci olayları alternatif radyoların doğmasına zemin hazırlamıştır. Paris’te Radio-Sorbonne, Lille’de ise Radio-Campus isimli iki radyo kurulmuş ve bu yayınlar üniversite öğrencileri tarafından organize edilmiştir.

 

Fransa ise uzun yıllar devlet tekeliyle radyo yayıncılığı yapan bir ülke olmuştur. Radyo yayıncılığına önem veren bir ülke olan Fransa’da 1968 yılında meydana gelen öğrenci olayları alternatif radyoların doğmasına zemin hazırlamıştır. Paris’te Radio-Sorbonne, Lille’de ise Radio-Campus isimli iki radyo kurulmuş ve bu yayınlar üniversite öğrencileri tarafından organize edilmiştir. 1970-1980’li yıllarda siyasi çalkantılar nedeniyle radyo yayıncılığı hukuki zeminden uzak bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Fransa’da tematik radyolara gerçek anlamda temel oluşturan yasa 10 Kasım 1981 tarihinde çıkarılmıştır. Böylece o güne değin korsan bir şekilde dinleyicilerle buluşan radyolar yasal zemine ulaşmıştır. Hatta bu yasa derneklere de verici istasyonu kurma yetkisi tanımıştır. Bu gelişme oldukça dikkate değerdir. 1980’li yıllarda radyo yayıncılığında tematik yerel radyolar iflasın eşiğine gelmiştir. Devlet tarafından yerel radyoların reklam alması yasaklanmış, gerekçe olarak da tecimsel anlayışın radyo içeriklerine doğrudan etki edeceği gösterilmiştir. Bu durum 1984 yılına kadar devam etmiştir. Bu yıl içerisinde çıkan bir yasayla birlikte yerel bir mahiyette yayın yapan özel radyolar da reklam almaya başlamıştır.

 

Belçika’da da tematik yayınlar önemli bir konumda yer almaktadır. 1978 yılı itibariyle devlet tekeli ortadan kalkmış ve alternatif türde yayın yapan radyolar kurulmuştur. Tıpkı Fransa’da olduğu gibi burada da üniversite öğrencilerinin kurduğu radyolar giderek ön plana çıkmaya başlamıştır. Fakat 1980’li yıllarda radyolara yönelik kapatmalar meydana gelmiştir. Önceden izin verilen radyo yayınlarının sonradan yasaklanması büyük bir karmaşanın doğmasına sebebiyet vermiştir. Belçika’daki yayınlar incelendiğinde daha çok müzik temasının ağırlık kazandığı görülmektedir. Nitekim radyoların birçoğu yalnızca müzik yayını gerçekleştirmektedir. Bu durum radyonun müzik kutusuna dönüştüğü gerçeğini adeta pekiştirmektedir. Bunun dışında kültür-sanat temalı radyoların sayısı da oldukça fazladır. Bu radyoların hemen hemen hepsi tecimsel bir yapıya sahiptir.

 

Tematik radyo yayıncılığının geliştiği bir diğer ülke ise İngiltere’dir. İngiltere, kamu hizmeti yayıncılığıyla ön plana çıkan bir ülke olup bütün dünyaya rol-model oluşturmuştur. British Broadcasting Corporation (BBC) uzun yıllar radyo tekelini elinde tutmuştur. 1927’den 1972’ye gelinene dek radyo yayınlarını BBC gerçekleştirmiştir. Bilindiği üzere BBC, gelirlerini reklamlardan çok alıcılardan alınan vergilerle elde etmektedir. BBC, kapsama alanı bakımından en büyük yayın kuruluşu olarak ifade edilmekte, 30’dan fazla dilde yayın yapmaktadır. BBC ilk yerel radyo istasyonunu 1967 yılı sonunda Leicester’de kurmuştur. Pop müzik temalı yayın yapan Radyo 1 de dönemin en önemli radyosu durumuna gelmiştir. Temmuz 1972’de yeni bir yasal düzenleme yapılmıştır. Sound Broadcasting Act adı verilen yasayla 60 yerel tecimsel radyonun kurulacağı belirtilmiştir. Böylelikle BBC’nin tekeli ortadan kalkmış, tecimsel yerel yayıncılık yapan kuruluşların önü açılmıştır. Günümüzde ise tematik radyo yayınları dijital ortam üzerinden de devam etmektedir. Kısaca tematik yayınları en başarılı şekilde gerçekleştiren ülkelerin başında İngiltere gelmektedir.

 

Radyonun İnternet ve dijital teknolojilere entegre olmasıyla birlikte çehresi değişmeye başlamış, yayın içerikleri zenginleşmiştir. Her ne kadar günümüzde radyonun etkisinin yitirildiği ifade edilse de İnternet üzerinden gerçekleştirilen yayınlar radyoyu bir adım ön plana çıkarmaktadır. Akıllı telefonlar ve tabletlerin yaygınlaşmasıyla birlikte taşınabilir cihazlar üzerinden özel aplikasyonlar aracılığıyla da radyolar dinlenebilmekte, dinleyiciler geri bildirimlerini yine bu aplikasyonlar üzerinden gerçekleştirebilmektedir. İnternetin gelişim göstermesi tematik İnternet radyolarının kurulmasını hızlandırmıştır. Frekans sorunu olmadığından ötürü İnternet radyoları bu noktada önemli bir avantaj sağlamıştır. Yayın kuruluşlarının İnternet siteleri tematik radyolarla uyumlu bir hal almıştır. Almanya’da yayın yapan Deutsche Welle tematik yayıncılık açısından oldukça önemli bir durumdadır. İçeriklerin birçoğu isteğe bağlı (on demand) bir şekilde yayın gerçekleştirmektedir. Bu temalar arasında; bilim-teknik, kültür, gençlik  gibi başlıklar yer almaktadır.

 

İnternet ve sayısal teknolojiler tematik radyo yayıncılığına olumlu etki etmiştir. Buradan hareketle gelecekte bütün tematik radyoların İnternet ortamında toplanacağını söyleyebilmek mümkündür.

 

İngiltere, Amerika, Fransa, İtalya gibi ülkelerde tematik yayınlar hali hazırda devam etmektedir. Ancak İnternetin gelişim göstermesiyle birlikte kullanıcılar kendi radyolarını oluşturabilme imkânına kavuşmuşlardır. Günümüzde kurulan web siteleri üzerinden bu tarz tematik yayınlar gerçekleştirilebilmektedir. İsveç genelinde yayın yapan tematik içerikli P4 Vasterbotten isimli radyo da oldukça popüler durumdadır. P4 Vasterbotten’in özellikle İnternet üzerinden de yayın yapıyor olması dünyanın dört bir tarafından dinlenmesini kolaylaştırmaktadır. Japonya ve Çin ise dijital radyo yayın teknolojisine hızlı adapte olan ülkeler arasında yer almaktadır. Uluslararası Çin Radyosu (China Radio International / CRI) da tematik açıdan özgün içerikler sunmaktadır. İnternet üzerinden de dinlenebilen CRI, Türkiye’de de faaliyetlerini sürdürmektedir.

 

İnternet teknolojisinin gelişim göstermesi tematik radyo yayıncılığını olumlu bir şekilde etkilemiş;  haber, eğitim, ekonomi, kültür, tarih, spor, müzik, pazarlama ve birçok alanda faaliyet gösteren radyolar ortaya çıkmıştır. Dijital ortamın en büyük avantajlarından bir tanesi kişiye özel yayıncılıktır. Bireysel olarak kurulan radyolar İnternetle birlikte dünyanın her köşesinden dinlenebilir bir hale gelmiş, geri dönüşler sayesinde içerikler rahatlıkla revize edilebilmiştir. Ulusal çapta yayın yapan radyoların birçoğu sadece müzik yayını yapar duruma gelmiştir. Bu durum sözlü programların yok olmasına neden olmuş, radyo kültürel açıdan ikinci plana atılmıştır. Televizyonun gelişim göstermesi ve İnternete entegre olması tematik radyo yayıncılığını olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Çünkü televizyonlar da tematik bir hal almıştır. Özellikle eğlence ve spor temalı kanallar dijital yayın platformlarının etkisiyle birlikte yoğun bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Bu kanalların birçoğu ücretli üyelik sistemi üzerinden faaliyet göstermektedir. Görsel ve işitsel bir kitle iletişim aracı olan televizyon her ne kadar radyonun günümüzdeki popülaritesini olumsuz etkilese de İnternetin radyoya entegre bir hal almasıyla birlikte tematik radyo yayınları nicel olarak artış göstermiştir. İnternet ve sayısal teknolojiler tematik radyo yayıncılığına olumlu etki etmiştir. Buradan hareketle gelecekte bütün tematik radyoların İnternet ortamında toplanacağını söyleyebilmek mümkündür.