Doç. Dr. Besim Yıldırım

Doç. Dr. Besim Yıldırım

Doç. Dr. Besim Yıldırım

RADYO YAYINLARININ ULUSAL KALKINMAYLA İLİŞKİSİ

 

Radyo, sanayileşmeyle beraber toplumsal üretim ve bölüşüm süreci içinde, bilgi ve haber akışını sağlama, anlam oluşturma ve eğitme işlevleriyle yirminci yüzyılın en etkili ve önemli kitle iletişim araçlarından birisi olmuştur.

Toplumlar sürekli ilerleme ve gelişme halindedir. Toplumların dönüşümüne neden olan coğrafi değişiklikler, demografik hareketlilikler, düşünce akımları, buluşlar, keşifler, teknoloji vb. birçok faktör vardır. Bu yazıda toplumları kısa ya da uzun dönemli olarak dönüştürebilen, söz konusu değişim faktörleri kapsamında teknoloji içinde yer bulan radyonun ulusal kalkınmadaki rolü ele alınacaktır. Bu amaçla öncelikle ‘kalkınma’ kavramı üzerinde durulacak ve bu kavram hakkında kısaca bilgi verilecektir.

Çok boyutlu bir kavram olan kalkınma, ilk etapta her ne kadar ekonomik göstergeleri önceleyen bir boyutta algılansa da sosyal, siyasal, kültürel ve eğitim gibi unsurları da içeren geniş bir kapsama alanına sahiptir. Birleşmiş Milletlerin geliştirdiği bir tanıma göre, toplum kalkınması, toplulukların içinde bulundukları ekonomik, sosyal ve kültürel koşulları iyileştirmek amacıyla giriştikleri çabaların, devletin bu konudaki çabalarıyla birleştirilmesi sürecidir. Bahsedilen bu süreç, toplulukların, ulusun bütünüyle kaynaştırılması ve ulusal kalkınma çabalarına tam bir şekilde katkıda bulunmalarının sağlanmasını içerir. Kalkınma ile hedeflenen başka önemli bir unsur ise toplum içindeki ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel vb. bütün eşitsizliklerin giderilmesidir. Bu çerçevede kalkınma, tüm ülkelerin en belirgin temel amacı olagelmiştir.

Hiç kuşkusuz bir ulusun kalkınmasındaki en önemli bileşen insandır. Zira insan kalkınmanın hem nesnesi hem de öznesidir. Kalkınma süreci içerisine insanın bilgi, beceri ve yetkinliğini içeren potansiyeli dâhil edilmediğinde diğer unsurların/kaynakların etkisinin istenilen düzeyde olması neredeyse imkânsızdır. Bu nedenle ulusal kalkınma girişiminin olumlu sonuçlar verebilmesinin en önemli koşulunun insan potansiyelinin geliştirilmesi olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. İnsan potansiyelinin geliştirilmesinin en önemli ve hatta zorunlu dayanağı ise eğitimdir.

Hemen hemen bütün kalkınma planlarının hedef ve stratejilerinde her seviyedeki eğitime ve öğretime ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanır. Bu amaca ilişkin her ülkenin mevcut kaynak ve imkânları bağlamında kullandığı çeşitli enstrümanlar vardır. Bu enstrümanlar içinde en etkili olan ise kitle iletişim araçlarıdır. Gerek ilk dönemlerde okuma yazma oranının düşüklüğü ve şimdilerdeki okuyucu tembelliği ve gerekse maliyet düşüklüğü gibi unsurlar ulusal kalkınma için gerekli olan eğitim ve öğretim faaliyetlerinin kitle iletişim araçları tarafından yürütülmesini zorunlu kılmıştır. Radyo ise eğitme, haberdar etme, eğlendirme gibi toplumsal ihtiyaçları karşılaması bakımından kullanım alanı çok geniş olan önemli bir değişim ve dönüşüm aracıdır. Kısaca radyo yayıncılığı sayesinde modernleşme yönünde davranış biçimlerinin, yeni değer ve tutumların işlenmesiyle değişim atmosferi oluşturarak; ulusal kalkınma açısından öğrenmeyle, iş yapmayla, tarımla, endüstriyle, sağlıkla ve toplumsal gelişmeyi gerçekleştirecek diğer alanlarla ilgili yeni beceriler oluşturulabilir. Böylece ekonomik, sosyal ve siyasal kalkınma kendi kendini sürdüren bir süreç haline getirilebilir.

Radyo, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren eğitime yönelik yayınlarıyla, cumhuriyetin tasavvur ettiği sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış bir topluluk oluşturmaya yardımcı olmuş, Batılılaşma ve kalkınma sürecine ivme kazandırmıştır.

Eğitme, bilinçlendirme, farkındalık oluşturma ve halkı toplumsal sorunlara karşı duyarlı kılma yoluyla kitlelerde davranış ve tutum değişikliği oluşturabilme potansiyeline sahip olan radyoya, toplumsal dönüşüm ve kalkınma açısından önemli görevler atfedilmiştir. Diğer bir deyişle radyo, sanayileşmeyle beraber toplumsal üretim ve bölüşüm süreci içinde, bilgi ve haber akışını sağlama, anlam oluşturma ve eğitme işlevleriyle yirminci yüzyılın en etkili ve önemli kitle iletişim araçlarından birisi olmuştur. Bu açıdan bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de radyo, modernleşme ve ulusal kalkınma programlarının ayrılmaz parçası olarak önemli bir role sahip olmuştur. Radyo, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren eğitime yönelik yayınlarıyla, cumhuriyetin tasavvur ettiği sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış bir topluluk oluşturmaya yardımcı olmuş, Batılılaşma ve kalkınma sürecine ivme kazandırmıştır.

1938-1943 yılları arasında Ankara Radyosu’nun müdürlüğünü yapan Vedat Nedim Tör’ün radyo yayıncılığı hakkında söyledikleri, radyonun toplumsal gelişmedeki rolünü gözler önüne sermektedir. Tör, Radyoda Türkçe’nin en güzel örneklerinin verilmesi, programlarda halka olumlu ve yararlı bilgilerin sunularak özellikle gençliğin ve halkın zevkini ve moral sağlığını bozucu yayınlardan kaçınılması, eğitici telkinlerde bulunulması, halkın sanat zevkinin yükseltilmesi ve müzik yayınlarında ise gerek alaturkanın gerekse batı müziğinin kaliteli örneklerinin verilmesi gerekir.” diyerek radyonun eğitici rolünü ön plana çıkarmaktadır.

Falif Rıfkı Atay ise Yeni Rusya adlı kitabında; “Rus ihtilalcileri radyo ve sinemaya umulmaz terbiye hizmetleri vermişlerdir. Radyonun sesleri en uzak köylerin izbelerinde duyulur… Radyo yalnız oynamaz, şarkı söylemez ve konuşmaz. Bazen kuvvetli, bazen biricik terbiye vasıtasıdır. Büyük bir genişlik içerisinde dağılmış milyonlarca insanı kültüre, malumata ve sanata doğru götürmektedir”  diyerek radyonun bu ve benzeri özellikleriyle Türk devriminin yaygınlaştırılmasında kullanılabileceğini önermiştir.

Radyo; eğitme, haberdar etme, eğlendirme gibi toplumsal ihtiyaçları karşılaması bakımından kullanım alanı çok geniş olan önemli bir değişim ve dönüşüm aracıdır.

İlk amatör örnekleri istisna edildiğinde radyo yayıncılığının devlet eliyle başladığı görüşünden hareketle bu yöndeki temel amacın propaganda ve toplum eğitimi olduğu rahatlıkla söylenebilir. Nitekim 22 Mayıs 1940 tarihinde 3837 sayılı kanunla kurulan Matbuat Umum Müdürlüğü bünyesinde yapılan radyo yayınlarının temel işlevi “Memleket içinde ve dışında milli siyaset ve menfaatlerimizi ihlâle mâtuf olabilecek propagandaları karşılamak, rejimin dâhili ve harici siyaseti hakkında kamuoyunu aydınlatmak ve gereğine göre uygun göreceği araçları kullanarak yayın yaptırmak ve yaydırmak, devlet icraatını kamuoyuna layık olduğu ölçü ve önemde duyurmak, radyo postaları aracılığıyla halkın siyasi, içtimâi, harsî ve bedii ihtiyaçlarını tatmin edecek programlar yapılması ve yayınlanmasını sağlamak, memleketi yabancı memleketlere tanıtmaya yönelik yayınlar yapmak”  olarak tanımlanmıştır. Daha sonra ise 1961 Anayasası’nın öngördüğü biçimiyle TRT özerk bir yayın kuruluşu olarak örgütlenerek, radyo TRT bünyesine alınmıştır. Bu dönemde de radyo, planlı kalkınma ve ilerleme sürecinin, en etkili iletişim aracı olarak kabul edilmiştir. Öyle ki kuruluş yasasında TRT’nin görevleri; haber hizmeti görme, eğitim ve kültüre yardımcı olacak yayınlar yapma, toplum, sanat, milli eğitim ve toplum kalkınması konularında programlar hazırlayıp, yayınlar yapma şeklinde sıralanmıştır.

Diğer yandan 1971’de TRT Program Etüd ve Planlama Dairesi’nin hazırladığı Eğitici Yayınlar Üzerine Rapor’da da genelde TRT’nin, özelde ise radyonun Türkiye’nin kalkınmasına yardımcılık görevini, halkın ve büyük sosyal grupların desteğinin sağlanmasında halka seslenerek ve kamuoyu oluşturarak yapacağı ifade edilmiştir. Ayrıca söz konusu raporda ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden köklü bir değişimin Türkiye’nin temel hedefi olduğu belirtilerek, bu çerçevede TRT’nin görevinin toplumun bilgi ve beceri, sosyal bilinç,/ kültür ve sanat düzeyini geliştirici bir kitle eğitimi yapmak olduğu vurgulanmaktadır. Böylece, Anayasa ve 359 sayılı yasanın, kültür ve eğitime yardımcılık görevi yüklediği TRT, planlı kalkınma anlayışının hayata geçirilmesinin en temel araçlarından biri olmuştur.

Sonuç olarak radyo; temel kavram, bilgi ve beceriler kazandıracak, belli oranda sağlık okuryazarlığı eğitimi verecek, var olan mesleki bilgi becerilerini geliştirecek, insanlara kalkınmaları ve ekonomik özgürlüğe kavuşmaları yönündeki örgütlenmeler (birlik, kooperatif, sendika, dernek, köy kalkınması vb.) hakkında bilgiler verecek programların yanında, gençlik ve kültür konularında aydınlatacak, zaman değerlendirme seçenekleri sunacak ve kültür olanakları sağlayacak; toplulukların kendi sosyal ve ekonomik sorunları ve bunların çözüm yolları üzerinde aydınlanıp, bilinçlenmelerine yardımcı olacak yayınlar yaparak ulusal kalkınma hedeflerine yardımcı olmaktadır.