Doç. Dr. Enderhan Karakoç

Doç. Dr. Enderhan Karakoç

Doç. Dr. Enderhan Karakoç

 

GELENEKSEL RADYO YAYINCILIĞININ YANINDA YENİ BİR TÜR OLARAK TEMATİK RADYO YAYINCILIĞI

Radyo, insanların yaşamlarını etkileyen, değiştiren bir kitle iletişim aracı olmanın da ötesinde insanın zihinsel dünyasının bir parçasıdır.  Bu nedenle de radyo dinleyicileri ona diğer kitle iletişim araçlarına nazaran farklı bir değer verir. Bunda radyo programlarının merkezine dinleyicinin konulmasının önemi büyüktür.

Çünkü radyo programları tek taraflı anonslardan ziyade dinleyici katılımlarıyla ruh bulmaktadır. Dinleyici sadece radyo programlarındaki mesajların ulaşması gereken bir hedef kitle değildir. Aksine programın içeriğinin oluşmasındaki ve sürdürülmesindeki kaynak konumundadır. Kimi zaman ise bir editör gibi programın içeriğini denetleyen, hatayı gördüğünde düzeltilmesini isteyen denetleme mekanizmasıdır. Dolayısıyla radyolar için dinleyici çok büyük önem arz etmektedir. Öyle ki; karşılıklı bir değer olarak yürütülen radyo yayıncılığı çok fazla dikkat gerektirmektedir. Bazen canlı yayınlarda yapılan küçük hataları hoş gören radyo dinleyicileri, günümüz tecimsel televizyonlarının yaptığı özetlerle ve reklamlarla programın süresinin uzatılmasını hoş görmeyecek kadar dikkatli ve tekrarı sevmeyen bir yapıya sahiptir. Bu dikkatli grup sadece mevcut programların yayın saatlerini değil, aynı zamanda programların spikerlerini de yakın bir ilgiyle takip etmektedir. Herhangi bir nedenden ötürü düzenli takip ettiği programın spikerini yayında bulamayan dinleyicilerin bunun nedenini sorguladığı zamanlar çok olmuştur. Çünkü radyo dinleyicileri sadece radyoda çalınan müzikler için değil orada programı sunan spiker ve onun sohbeti için de o kanalı dinlemektedir.

Diğer taraftan spikerin ses tonu, çalınan müzik, hatta programda işlenen konu da dinleyiciler için ayrı bir belirleyicidir. Ancak tüm bunların bütünlük içinde olmasını isteyen dinleyicilerin sayısıysa her geçen gün artmaktadır. Dolayısıyla günümüzde başta analog yayıncılığın terk edilerek dijital yayıncılığa geçilmesi bu kapsamda büyük öneme sahiptir. Zira tek bir uydu frekansı üzerinden çok sayıda yayının yapılmasına imkân sağlayan yeni teknolojik gelişmelere ek olarak, İnternet teknolojisindeki ilerlemeler de radyo yayıncılığını farklı bir noktaya taşımıştır.

Bilindiği üzere artık televizyon ya da radyo kanalı tek bir dijital frekans üzerinden birden fazla sinyal gönderebilmektedir. Dolayısıyla bu yenilik, yayıncılığın tekniğiyle ilgili maliyetlerin düşmesini sağlamıştır. Ayrıca maliyetlerin düşmesine ek olarak radyo yayıncılığının en önemli malzemesi olan sesin iletilmesindeki kaliteyi artırmıştır. Bu da radyonun dinlenebilirliğinin artması açısından önemlidir. Çünkü sese dayalı yayın olan radyoda ne kadar net bir iletim sağlanabiliyorsa, dinleyiciyle kurulan bağ da o derece artmaktadır.

Yayınların genellikle canlı sürdürülmesi dinleyiciler açısından da önemlidir. Çünkü dinleyiciler takip ettikleri programlara katılarak fikirlerini açıklamayı sürecin bir parçası olarak görmektedir.

Neticede radyo, dinleyicisi için salt müzik yayını yapan tekdüze bir kitle iletişim aracı değildir. Kimi zaman yarışma programları, kimi zaman bilgilendirici programlar, haberler ya da daha farklı temalara sahip programlarla temelinde canlı yayına dayalı bir kitle iletişim aracıdır. Yayınların genellikle canlı sürdürülmesi dinleyiciler açısından da önemlidir. Çünkü dinleyiciler takip ettikleri programlara katılarak fikirlerini açıklamayı sürecin bir parçası olarak görmektedir. Hatta ilgilendikleri konuların işlendiği programlar kadar sevdikleri müzik türlerini de sıklıkla takip ettikleri radyoda duymak istemektedirler. Ancak geleneksel yayın yapan radyoların hedef kitlelerinin geniş olmasından dolayı dinleyiciler bu isteklerine her zaman cevap bulamamaktadır. Dolayısıyla bir sorun olarak algılanan durumun çözümü ise geleneksel yayıncılığa alternatif olarak sürdürülen tematik yayınlarla çözüme ulaşmış bulunmaktadır.

İlk kez 1980’li yıllarda ABD’de örneklerini gördüğümüz tematik yayıncılık Türkiye’de ise 1994 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle yasal bir zeminde başlamıştır. Geleneksel yayıncılıkta geniş tutulan ve programdan programa değişiklik gösteren hedef kitle tematik yayıncılıkta daha radyo veya televizyon kurulurken daraltılmaktadır. Diğer bir ifadeyle önceden hedef kitle belirlenmekte ve onlara yönelik radyo veya televizyon kurulmaktadır. Dolayısıyla içeriklerin hazırlanması, programlarda yer verilerek müzik türlerinin belirlenmesi hatta yayınların programlanması da bu sistemde kolaylaşmaktadır. Kimi zaman yayın giderleri de tematik yayıncılıkla birlikte azalmaktadır. Hatta şifreli yayınlar sayesinde kimi zaman yayınlardan kazanç bile elde edilebilmektedir. Çünkü sıklıkla farklı türde popüler olanlara yönelmek ve her alandaki yeniliği takip etmek büyük bir zaman, güç ve sermaye gerektirmektir.

Ancak günümüz dinleyicisi gelinen bu noktada daha çok ilgi alanlarına yönelik olarak yapılan yayınları takip etmektedir. Nihayetinde radyo ve televizyon istasyonlarının hedef kitlelerini en başta belirlemesi belki de bu nedenle büyük önem arz etmektedir. Hatta reklam verenler açısından da büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Çünkü reklam verenler geleneksel yayıncılıkta farklı hedef kitleler içerisinde ürününü pazarlayacak en doğru saat dilimine yönelik reklam paketlerine erişmeye çalışmaktadır. Tematik yayıncılıkta ise reklam verenler zaten dar bir hedef kitleye yönelik yayın yapan kanallardan, ürününü en iyi pazarlayacağına inandığına yönelmektedir. Böylelikle ek bir araştırma ve ek bir maliyetten kurtulmaktadır. Hatta sadece bu radyo kanallarına reklam vermezler kimi zaman da kanala ya da belirli programlara direkt olarak sponsor olurlar. Bu sayede de marka bilinirliklerini daha kolay arttırırlar. Ayrıca tematik yayın yapan radyo istasyonları yalnızca belirli bir programı sunmazlar bunun yanı sıra dinleyiciler için hizmet de sunarlar. Haber ağırlıklı ya da dini içeriklere yönelik yayın yapan radyo kanalları bu durumun en iyi örnekleridir.

Günümüzde belgeselden habere, müzikten spora, çizgi filmlerden sinemaya, spordan sanata kısacası birçok alanda tematik yayıncılık yapılmaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de başlangıçta tematik yayın yapan kanallar haber ekseninde kurulmaya başlanmıştır. Nedeni ise geleneksel radyoların sunduğu kısa süreli haberlerin yerine daha derinlemesine haber dinlemek isteyen bir kitlenin var olduğunun bilinmesiydi.  Bu nedenle ilk kurulan tematik radyoların ağırlıklarının bu yönde olması normal bir sonuçtu. İlerleyen zamandaysa haber radyolarına ek olarak sadece belirli bir müzik ya da konuda yayın yapan radyo kanalları da kurulmuştur. Fakat bu süreçte unutulmaması gereken en önemli noktalar, tematik yayıncılığın büyük bir uzmanlık ve birikim istediği gerçeğidir. Bu çerçevede her ne kadar hedef kitle daraltılmış olsa da; daha kırılgan bir yapıya sahiptir. Bu nedenle de içeriklerin güncel ve arşivin geniş tutulması belirli bir müzik türünde yayın yapan tematik kanallar açısından ne kadar önemliyse, haberlerin doğru ve güncel olması da bu alanda yayın yapan kanallar için büyük önem arz etmektedir. Hatta yayınların güncelliği masaldan, spor ve dini motiflere tüm tematik yayın yapan kanalların varlıklarını sürdürebilmeleri için olmazsa olmaz bir unsudur. İçerik temini açısından belki zorlu bir süreç gibi görünen bu durum aslında kimileri için fırsat da olabilmektedir. Öyle ki popüler kültürün ardında kalan sektörün yeni isimleri buralarda kendilerine daha kolay yer bulabildiği gibi unutulan değerlerin ve sanatçıların da hatırlanması bu kanallar aracılığıyla sağlanabilmektedir.

Aslında tematik yayıncılığın ilk başlarda nasıl sürdürüleceği büyük bir soru işareti olarak görülmüştür. Hatta sadece belirli alanlarda sıkışılıp kalınacağı, içeriklerin sürekli tekrarlanmak zorunda kalacağı bu nedenle de dinleyicilerin daha rahat kaybedileceği düşüncesi insanlar tarafından sıklıkla dile getirilmiştir. Yayıncılığın otomasyon programlarına yönelmesi de yine bu iddiaları kuvvetlendirmiştir. Hatta içeriklerin eğlence dozajlarından yalnızca belirli konulara yönelik kurulan tematik radyoların sayısının fazlalığı da bir diğer eleştiri konusu olmuştur. Fakat ilerleyen zaman içerisinde tematik kanallar dinleyiciler tarafından en fazla takip edilen tür olmuştur.

Günümüzde belgeselden habere, müzikten spora, çizgi filmlerden sinemaya, spordan sanata kısacası birçok alanda tematik yayıncılık yapılmaktadır. Elbette ki radyoculuk sadece kulağa hitap ettiği için belgesel, sinema gibi bazı içeriklere yönelik yayınlar yapılamamaktadır. Ancak müzik türlerinin farklılaşması dinleyicilerin bireyselleşmesiyle birlikte sadece arabesk, pop, 70’ler, 90’lar gibi belirli dönem müzikleri, masal radyo gibi türlere ek olarak haber, sağlık, spor ve dini konular gibi çeşitli alanlarda da tematik yayın yapan radyo kanalları kurulmuştur. Ülke sınırları içerisinde 1100’den fazla FM bandı veya TÜRKSAT üzerinden yayın yapan radyo istasyonu bulunmaktadır. Bunların da bir kısmı geleneksel yayıncılık olarak tabir edilen yayıncılık türünde yayınlarını sürdürmektedir. Geri kalan radyoların ise büyük kısmı belli bir uzmanlaşmayı gerektiren tematik yayıncılık yapmaktadır. Fakat bilindiği üzere tematik radyo yayıncılığı Türkiye’de TRT ile başlamıştır.

Özellikle yayıncılıkta önemli bir okul olarak görülen TRT’nin, radyoculuğun her türünde bu derece başarılı olması elbette ki rastlantı değildir. Uzun yılların bilgi ve birikimine ek olarak yayıncılıktaki uzmanlaşma bu sonucu doğurmaktadır.

Ülkedeki ilk tematik radyo kanalları olan TRT Türkü ve TRT Nağme’nin kurulmasıyla birlikte TRT neden yayıncılıkta hep ilklerle anıldığını bir kez daha hatırlatmıştır. Ticari kaygılardan uzak olarak kurulan bu radyo kanalları aracılığıyla Türk müziğinin önemli örnekleri dinleyicilere ulaştırılmaktadır. Ayrıca bu radyo kanallarında Türk gelenek ve görenekleri de anlatılmaktadır. Kısa süre içerisinde büyük beğeni toplayan TRT Türkü ve TRT Nağme radyo kanallarının hemen ardından yayına başlayan TRT Radyo Haber ile dinleyicilerin gündemi her an doğru bir şekilde takip etmesi amaçlanmıştır. Edebiyat, tarih, sağlık ve eğitim temalarına ağırlıkla yayınlarında yer veren Radyo 1, Popüler Türkçe müzik yayını yapan TRT FM de yine bu alanda kendisinden söz ettiren diğer TRT radyolarıdır.

Özellikle yayıncılıkta önemli bir okul olarak görülen radyoculuğun her türünde bu derece başarılı olması elbette ki rastlantı değildir. Uzun yılların bilgi ve birikimine ek olarak yayıncılıktaki uzmanlaşma bu sonucu doğurmaktadır. Ancak TRT kurulduğu günden bu güne hiçbir zaman rehavete kapılmadığı gibi özel radyo ve televizyonlara da arşivini her zaman açarak onların yayınlarını sürdürmelerine yardımcı olmuştur. Çünkü 1927’de başlayan Türk radyoculuğunun ve ilerleyen zamanlarda buna ek olarak sürdürülen televizyonculuğun temel yapı taşı TRT’dir. O dönemlere ait ses ve görüntü kayıtlarının birçoğunu özenle arşivlerinde saklayan TRT, gerekli talepler doğrultusunda bunları açmaktadır. Esasta tematik yayıncılık yapan tüm radyo ve televizyon kanalları açısından büyük bir hazine değerinde olan bu kaynaklar, elbette ki TRT’nin kendi tematik televizyon ve radyo kanallarında da sıklıkla yer bulmaktadır.

Sorumlu yayıncılık anlayışını benimseyen TRT’nin kurduğu bir diğer tematik radyo kanalı da TRT World Radio’dur. Bu bağlamda ülkenin dünyaya daha doğru tanıtılmasını ya da ülkeyle ilgili bilgi akışının doğru bir şekilde aktarılması amacını güden TRT World Radio dinleyicileri tarafından da beğenilmektedir. Aslında dünya siyasetinin kırılganlaştığı günümüzde böyle önemli radyo ve televizyon kanalları kamu diplomasisi açısından da büyük önem arz etmektedir. Aslında bu durum radyonun sadece bir müzik kutusu olmadığının kanıtı niteliğindedir. Zira radyo herhangi bir toplumun en zor anlarında yanında olan yegâne araçtır. Doğal afetler ve savaşlar sırasında sorumlu radyoculuk güzel bir örnek olarak göze çarpmaktadır. Televizyon yayınlarının kesintiye uğradığı hatta elektriklerin bile kesildiği bu dönemlerde insanlar hemen radyolara sarılmaktadır. Radyonun kısılamayan bu sesi o dönemlerde insanlara büyük moral ve motivasyon sağlamaktadır. Yine bir ülkenin yaşayabileceği en hain kalkışma olan 15 Temmuz da bunun en güzel örneklerinden birisidir. Zira insanlar darbe girişimine karşı kahramanca karşı koyarken ellerindeki cep telefonları ya da seyyar radyolar aracılığıyla gelişmeleri anbean takip etmişlerdir. Burada haberleri ilk elden ve en hızlı şekilde ileten TRT radyoları başta olmak üzere özel radyo kanallarının üstlendiği rol çok büyüktür. Özellikle haber temalı kanalların halka ulaştırdıkları doğru bilgiler sayesinde darbeye karşı büyük bir direnç sağlanmıştır. Radyonun ne kadar güçlü bir kitle iletişim aracı olduğunu, kimi zaman dillendirilen radyonun işlevini tamamladığına yönelik görüşün aslında ne kadar yersiz olduğunu bu durum açıkça göstermektedir.