Doç. Dr. Enderhan KARAKOÇ

Doç. Dr. Enderhan KARAKOÇ

Doç. Dr. Enderhan KARAKOÇ

Radyo ve Müzik Etkileşimi

                                               ” Kalpteki fazilet tohumları müzikle yeşerir… ”

Martin Luther

           Gündelik hayatın hemen hemen bütün alanlarında radyo, doğrudan veya dolaylı olarak bireyle ilişki kurarak onları bilgilendirdiği gibi müzik yoluyla yine bireylerin ruhuna dokunmaktadır.

Teknolojinin ilerlemesine koşut olarak yeni iletişim teknolojileri, yaşamımızın her alanına giderek daha fazla nüfuz etmektedir. İletişim araçlarındaki çığır açan yeniliklerin 20.yüzyılın başlarına denk geldiği ifade edilebilir. Telefon ve telgrafla bu yüzyılın başlarında gerçekleştirilen haberleşme ve bilgi yayma süreçlerine radyo bir kitle iletişim aracı olarak dâhil olmuştur. İlk zamanlarda yalnızca tek yönlü bir iletişim sağlayan radyo, zamanla interaktif katılımla pek çok insana aynı anda ulaşmış,  zaman ve mekân boyutunu ortadan kaldırarak evlere girmiştir. Radyo sayesinde dünyada ve ülke içerisinde neler olduğundan haberdar olmak, farklı müzik türleri ile tanışmak gibi pek çok yenilik insanların yaşamlarına dâhil olmuştur. Zamanla yüzyılı aşmış bir tecrübeye sahip olan radyo, farklı fonksiyonlar üstlenerek etkinliğini giderek arttırmıştır.

Gelenekten geleceğe kendini uyarlayan yayın ilkeleri içinde dinleyicilerin güvenini kazanarak gündemdeki yerini hiç kaybetmeyen radyo, etkili bir iletişim ve etkileşim aracı olarak önemini korumaktadır. Radyonun her alanda varlığını sürdürmesinde hiç şüphesiz müziğin yeri bir başkadır.

Gündelik hayatın hemen hemen bütün alanlarında radyo doğrudan veya dolaylı olarak bireyle ilişki kurarak onları bilgilendirdiği gibi müzik yoluyla yine bireylerin ruhuna dokunmaktadır. Radyo ile birey her zaman özel bir etkileşim içinde bulunmuştur. Duygu ve düşünceler müzik yoluyla ifade edildiğinde bireyle doğrudan öznel bir ilişki kurulmuş olur ki; insan hayatında bunun bir eşi daha yoktur.

Notaların sınırsız birleşimleriyle bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkan müzik, sanat türleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Müziğin bu ayrıcalığa sahip olmasının altında şüphesiz ki notaların evrensel bir dilinin olması ve insanlığın ortak değerlerine dokunması yatmaktadır. Bu noktada müziğin tüm sanat türleri gibi evrensel olduğu da söylenebilir. ” Bir toplumun müziği bozuldu mu o toplumda pek çok şey bozulmuş demektir.diyen Konfüçyus ile müziğin daha derin konuları anlamak ve anlamlandırmak için bir araç olduğunu söyleyen Aristo da müziğin güçlü doğasına işaret etmektedirler.

          

         Radyo sayesinde dünyada ve ülke içerisinde neler olduğundan haberdar olmak, farklı müzik türleri ile tanışmak gibi pek çok yenilik insanların yaşamlarına dâhil olmuştur.

Bu değerlendirmeler ışığında müzik günümüzde yaşamın bizzat kendisi olmuştur. Kişisel, sosyo-kültürel anlamlandırmalardan oluşan müzik; radyo aracılığıyla bireylere ulaşarak etkileşim kurulmasını sağlamıştır. Bireylerin hayalleri, beklentileri, üzüntüleri, sevinçleri, inançları, aşkları, çalışma yaşamı vb, duygusal boyutları müziğe yansımış ve radyo aracılığıyla sınırları aşarak evrensel bir olgu olmuştur.

Müziğin bu evrensel yönü, kültürlerarası etkileşimin en güzel örneklerinden biridir. Kültürel sınırların ötesine ulaşan müzik, bugün küreselleşme ve iletişim araçlarının gelişimine bağlı olarak insanların bir nevi ortak duygu ve düşünce araçlarının dışa vurumu olmuştur. Sanatın bir formu olarak müzik, tarihin bütün aşamalarında insanın en yakın dostu olagelmiştir.  Radyonun bugün insana en çok ulaşan kitle iletişim araçlarının başında gelmesinde müziğin rolü azımsanmayacak kadar büyüktür. Toplumların ve kültürün sosyo-psikolojik ve sosyo-ekonomik  yansımaları; müziğin insanla etkileşiminin bir nedeni ve sonucudur.

Öyle ki, müzik günlük konuşmalarda hep ruhun gıdası olarak bilinir. Zaten Shakespeare için de; ”Müzik duygusu olmayan insanın hisleri gece gibi karanlıktır.”. Müzik üzerine sayfalarca güzel sözler söylenebilir, methiyeler düzülebilir ama bu yazılanların ya da söylenenlerin hiçbirisi bir müzik eserinin ruhunu aktarmayı başaramaz en nihayetinde.

Müziğin bir aurası vardır ve bu aura yalnızca notaların ahenkli uyumunu dinlemekle duyumsanabilir. Müzik eserleri, solo ya da grup olarak çok farklı enstrümanlarla oluşturulabilirler. Oluşturulan bu müzik eserlerinin dinleyiciye aktarılması hususunda ise farklı iletişim araçlarına ihtiyaç vardır ki radyo – sihirli kutu-  bu iletişim araçlarından birisidir. Savaş cephelerinde askerler, gece mesailerinde işçiler, uykuya dalmadan önce çocuklar, çok uzunca bir dönem müziğin ruhunu radyo ile yakalamaya çalışmışlardır. Hatta şöyle ki günümüzde bile birçoğumuzun imgeleminde radyo ve müzik yan yana yer almaktadır.

 

TRT, Türkiye’de iyi müziklerin ve özel dinleyicilerin oluşturulmasında her zaman öncü olmuştur. Her zaman bir okul görevi üstlenen TRT radyo arşivleriyle de katkısını sürdürmektedir.

Altı çizilmesi gereken husus olarak Türkiye’de müziğin gelişmesi ve dinlenmesinde etkileşimin en güzel örneklerinden biri de TRT’nin üstlenmiş olduğu roldür. TRT Türkiye’de iyi müziklerin ve özel dinleyicilerin oluşturulmasında her zaman öncü olmuştur. Her zaman bir okul görevi üstlenen TRT radyo arşivleriyle de katkısını sürdürmektedir.

Nitekim televizyon, bilgisayar ve İnternet gündelik hayatımızın bir parçası değilken radyo, müziğin dinleyicilere aktarılmasında en önemli araçlardan birisi olmuştur. Günümüzde bir nostalji unsuru haline gelen radyo, uzunca bir dönem en etkili kitle iletişim aracı statüsünde bulunmuştur. Şöyle ki; Amerikalı yönetmen Orson Welles 30 Ekim 1938 tarihinde, H.G. Wells’in Dünyalar Savaşı romanını radyodan, bir radyo tiyatrosu olarak sunduğu gece Amerika’da milyonlarca insan dünya’nın gerçekten Marslılar tarafından istila edildiğini düşünüp sokaklara dökülmüştür. Bu denli güçlü bir kitle iletişim aracı olan radyo, iyi tarafından bakıldığında müzik gibi değerli bir sanat formunun ürünlerini de milyonlarca insana aktarmakta ve bir noktada dinleyicilerin ruhlarını beslemektedir.

Sonuç olarak, iletişim ortamlarını tanımlayan en önemli özelliklerden birisi şüphesiz etkileşim kavramıdır. Radyo sayesinde insanlar zaman ve mekândan bağımsız iletişim kurmuşlar.  İletişim araçlarının bu özelliği nedeniyle bilginin hızlı yayılması ve paylaşılması kolaylaşmıştır. Özellikle radyo dinlemenin bir tercih, zevk işi olduğu gerçeği ve radyonun her yerden dinlenirken insanı asıl işinden alıkoymaması büyük bir avantajdır. Özellikle, karasal yayın yapan radyoların hemen hemen tamamının dijital platformlarda yerlerini hızlı bir biçimde alması, yatırım avantajlarından dolayı çok fazla girişimcinin de kendi radyo uygulamalarını oluşturması gelecek adına önemli adımlardır. Tam da bu noktada; günümüzde içerikleri ve günlük hayattaki kullanımı günden güne değişse de radyo, toplumsal bellekteki ayrıcalıklı yerini hâlâ  korumaktadır.