Doç. Dr. Onur BEKİROĞLU

Doç. Dr. Onur BEKİROĞLU

Doç. Dr. Onur BEKİROĞLU

TEMATİK YAYINCILIK VE RADYO:

KULLANIM MOTİVASYONLARI VE GELECEĞİ

       İnsanoğlunun farklılaşan beklenti, zevk ve gereksinimleri var oldukça tematik yayıncılık çeşitlenerek ve teknolojinin imkânlarıyla birlikte gelecekte daha farklı formlara bürünerek karşımıza çıkacaktır.

Tematik yayıncılık, medya ve kitle iletişimi alanına ilişkin yapılan yayıncılık sınıflandırmalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu doğrultuda; radyo ve televizyon yayıncılığında genel bir hedef kitleye hitap etmekten ziyade özel bir konu ve alana odaklanmayı ifade eden tematik yayıncılık, doğal olarak hitap edilen hedef kitle ölçeğinde ve niteliğinde de bir farklılaşmayı beraberinde getirmektedir. Bu açıdan tematik yayıncılığın hedef kitlesi; genel içerikli yayınlara göre sınırları belirlenmiş ya da daha dar bir ölçekte yer alıp benzer özellik ve beğenilere sahip olan insan gruplarını içermektedir. Bir başka deyişle, tematik yayıncılık anlayışı çerçevesinde hedef kitle bölümlemesi, belirli konuları veya araştırma alanlarını merkeze alan bir yaklaşım ve yayın pratiğinin ürünü olarak şekillenmektedir.

2011 yılında yenilenen 6112 sayılı “Radyo ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun”da da yayın hizmetlerinin genel veya tematik içerikli olarak yapılabileceği belirtilmekte ve tematik yayın şu şekilde tanımlanmaktadır: “Günlük yayın süresinin en az yüzde yetmişini haber, belgesel, eğitim, ekonomi, kültür, tarih, spor, müzik, sinema, dizi film, pazarlama veya benzeri konularda olmak üzere sadece belli bir türe veya genel izleyici kitlesi dışında belli bir izleyici kesimini hedef alan programlara ayıran yayın.”

Bu tanımda görüldüğü üzere; genel anlamda tematik yayıncılık faaliyetinde odaklanılan alanlar haberden belgesele, eğitimden ekonomi ve kültüre, tarihten spora, sinema ve diziden müziğe kadar uzanmakta ve farklı alanları da kapsayarak çeşitlenebilmektedir. Tematik yayıncılığın uzanabileceği bu alanlar içerisinde dini içerikli yayınlar ile çocuklara yönelik yayınlar da akla gelen ilk alanlar olarak ifade edilebilir.

Tematik olarak odaklanılan bu alanlar, ilk anda televizyon yayıncılığı kapsamındaki tematik kanalları aklımıza getirebilir. Ancak radyo yayıncılığı açısından da benzer tematik alanların var olduğu veya belirli radyoların tematik yayıncılık sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Radyo yayıncılığı çerçevesinde habere odaklanan veya ağırlık veren radyolar, spor içerikli konuları önceleyen radyolar, çocuklara yönelik yayın yapan radyolar veya çeşitli konulardaki dini içerikleri ve söylemleri ağırlıklı olarak dinleyicileriyle buluşturan radyolar tematik yayıncılık kapsamında düşünülebilir. Öte yandan, radyo deyince ilk akla gelen alan olma özelliğini koruyan müzik açısından bakıldığında; farklı müzik türleri konusunda uzmanlaşmak ve bu doğrultuda yayın yapmak da tematik yayıncılık açısından değerlendirilmelidir. Çünkü belirli bir müzik türünde yayın yapmak da genel bir hedef kitleye hitap etmek yerine belli özelliklere ve zevklere sahip belirli bir hedef kitleye hitap etmeyi içermektedir. Örneğin, Türk Sanat veya Türk Halk Müziği, rock, metal, pop, caz, hip-hop, klasik vb. müzik türlerinden herhangi birine odaklanan bir radyo yayıncılığı, tematik bir radyo yayıncılığı olarak kategorize edilebilir.

       Tematik yayıncılığın söz konusu odak noktalarını düşünürken, elbette radyonun bir kitle iletişim aracı olarak özelliklerini ve sınırlılıklarını da hesaba katmak gerekir.

Radyo, sese ve dolayısıyla işitme duyumuza hitap eden bir iletişim aracı olduğu için yukarıda sıralanan tematik alanlar da radyonun iletişim açısından taşıdığı bu karakteristik doğrultusunda uyarlanacak ve hedef kitleye böylelikle ulaştırılacaktır. Örneğin, sinema üzerine odaklanan bir tematik televizyon kanalı, belirli filmleri kritik ederken hedef kitlesinin bu filmleri izlemesine yönelik yayınlar da gerçekleştirir. Ancak tematik olarak aynı alana odaklanan bir radyonun bu kapsamdaki yayınları; sinema kritiği, oyuncularla röportajlar, filmlere ilişkin bilgiler gibi bir çerçeveden oluşabilir. Bu tespit, diğer kitle iletişim araçları açısından da geçerlidir. Özlüce tematik yayıncılık, kitle iletişim aracının karakteristiklerine uygun bir renge bürünür ve izleyicileriyle o kitle iletişim aracının izin verdiği şekillerde buluşma imkânı elde eder.

Günümüzün kitle iletişimi ortamında tematik radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin talebin nedenlerini, tematik yayıncılığı ortaya çıkartan koşullar bağlamında düşünmek gerekir. Bu da tek bir faktörün etkisinden ziyade birden fazla faktörün ortaya çıkışı ve etkileşimiyle açıklanabilecek bir duruma işaret etmektedir.  Şöyle ki; uzmanlaşma yönelimi, medya ve iletişim teknolojilerindeki yönelimler, hedef kitlenin dönüşümü gibi genel unsurları, genel yayıncılıktan farklılaşan bir tür olan tematik yayıncılığı doğuran sacayakları olarak ele almak mümkündür.

Bu kapsamda; modernleşme ve sanayi devrimi gibi uzun zaman dilimlerine yayılan iktisadi ve toplumsal dönüşümlerin getirdiği her alandaki uzmanlaşma ve iş bölümü gereksinimi, kitle iletişimi alanında da yansımalarını zaman içinde bulmuştur. Kitle iletişim kurumları içinde veya genel iletişim ortamında belirli bir alandaki uzmanlaşma ile başlayan bu süreç, yayın faaliyetinin kendisine doğru evrilmiştir ki, gelinen bu nokta da tematik yayıncılık olarak tanımlanmaktadır.

Medya dünyasında mülkiyet yapısıyla ve medyanın yönelimiyle de bağlantılı olarak yaşanan bir durum olarak neredeyse tüm içeriklerin magazin sosuna bulanması ve özellikle tekdüzeleşmesi, hem yayıncı kuruluşları hem de hedef kitleleri farklı arayışlara doğru sürüklemiştir.

Diğer bir ifadeyle, içeriğin içeriksizleşmesi olarak da nitelenebilecek bu süreç, insanların kullanım motivasyonlarının da bir süre sonra vasati bir hâl alarak elde edilen veya edilme potansiyeli olan doyumların da yerinden edilmesine yol açmıştır. Bu durum, doğal olarak ortalamadan farklı doyum arayışlarını beraberinde getirirken; kullanım motivasyonlarını da farklılaştırmaya ve hedef kitlenin daha spesifik beklentileri, zevkleri ve gereksinimleri doğrultusunda şekillendirmeye başlamıştır. Buna göre de insanlar, bireysel ilgi alanları, ihtiyaçları ve zevkleri doğrultusunda istediklerini dinleyebilmekte, izleyebilmekte ve iş dışı zamanlarını medya bağlamında eskiye nazaran daha fazla kendilerine göre değerlendirebilmektedirler.

Bu süreçte yayıncı kuruluşlar açısından temel motivasyon ise hedef kitlesini kaybetmemek, daha önce genel içerik ile hitap etmeye çalıştığı ana kütleyi çeşitli özellikleri, ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda bölümleyerek yeniden onlara ulaşabilmektir. Söz konusu tablo içerisinde medyanın temel gelir kaynaklarından olan reklam verenler açısından da benzer bir ekonomik motivasyonun temel dinamiklerden biri olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Öyle ki; tematik yayıncılık sayesinde reklam verenlerin ulaşmak istediği hedef kitle, genel içerikli yayınlara göre daha fazla tanımlı ve belirlenmiş biçimde hedef odaklı olarak karşılarına çıkmaktadır. Örneğin, bir firma herhangi bir spor ürünüyle ilgili reklam vermek istediğinde genel içerikle yayın yapan bir radyo veya televizyondan ziyade tematik yayıncılık yapan bir radyo veya televizyona yöneldiğinde satın alma potansiyeli daha fazla olan alıcılara ulaşması daha optimum bir duruma işaret etmektedir.

Öte yandan, hem medya kuruluşlarına hem de hedef kitlelerine böylesine özellikli bir seçeneği sunan en temel dinamiğin ise yeni medya ve iletişim teknolojileri olduğunu da ifade etmek gerekmektedir. Yayıncılığın başlangıçtaki gelişim seyrinde iletişimin boyutları açısından kitle iletişimine temel özelliğini veren noktalardan biri, bu iletişim boyutunun “kitlesel” olmasıdır. Dolayısıyla medyanın, kitle iletişimi süreçlerinde benzer özelliklere sahip bir kitleye hitap ettiği varsayılmakta ve aynı zamanda bu tür yayıncılığın doğasının gereği olarak genel içerikli yayınlar da belli bir mayalanma süreci içinde hitap ettiği hedef kitleyi daha fazla homojenleştirme potansiyeli taşımaktadır. Ancak günümüzün yeni iletişim teknolojileriyle kuşatılmış dünyasında yayıncılık faaliyeti içinde kitleselleşmeyi kitlesizleşmeye çevirme maharetine sahip bir kitle iletişimi ortamının karşımıza çıktığı görülmektedir. Bu iletişim ortamı, çok daha fazla kullanıcı odaklıdır ve hatta kullanıcıların sadece radyo ve televizyonu takip eden alıcılar olmayıp bizzat içerik üretebildiği veya medya kuruluşu tarafından üretilen içeriğe çeşitli araçlarla katkı sağlayabildiği bir karaktere sahiptir.

         İnsanlar artık radyoda genel bir müzik yayını içerisinde sevdikleri bir müzik türünü dinlemek için beklemek yerine, özellikle kendi zevklerine hitap eden müzik türü üzerine uzmanlaşan radyo kanallarına yönelmeyi tercih etmektedir.

Birbirini bütünleyen bu faktörler doğrultusunda televizyonda olduğu gibi tematik radyo kanallarına talep artışı da kullanıcı odaklı mevcut kitle iletişimi ortamının doğal bir sonucu olarak tezahür etmektedir. Bu bağlamda, insanlar artık radyoda genel bir müzik yayını içerisinde sevdikleri bir müzik türünü dinlemek için beklemek yerine, özellikle kendi zevklerine hitap eden müzik türü üzerine uzmanlaşan radyo kanallarına yönelmeyi tercih etmektedir. Benzer şekilde, aracıyla yolculuk yaparken müzik yerine haber dinlemeyi tercih eden hedef kitle de haber radyolarını dinlemeyi ve böylelikle dünyada ve ülkesinde olup bitene ilişkin daha fazla haberdar olmayı tercih edecektir. Haber radyolarının kimi dinleyicileri ise bu temel motivasyonun yanı sıra müzikten ziyade “söz”ün ön planda olduğu bir yayın için bu tür tematik radyolara yönelebilmektedir.

Tam da bu noktada, tematik olarak haber radyosuna yönelen kişilerin temel kullanım motivasyonu, yaşanan gelişmelere ilişkin daha fazla bilgi sahibi olmak, analizleri radyo aracılığıyla takip etmek ve buradan hareketle olaylara, sorunlara ilişkin kanaat sahibi olmaktadır. Bir başka deyişle, tematik radyo yayıncılığı sayesinde farklı ilgi alanlarına sahip olan kullanıcılar, tatmin etmek istedikleri doyumları doğrultusunda farklı türden tematik radyo kanallarına yönelebilmektedir..

Yayıncı kuruluşlar açısından baktığımızda ise tematik radyo kanallarına talep artışının temel nedeni; insanların farklılaşan, çeşitlenen ve spesifikleşen isteklerine hitap eden radyoların her geçen gün daha fazla hayatımıza girmesidir. Bir nevi bu durumu, birbirini besleyen ve tetikleyen bir süreç olarak nitelemek mümkündür. Öyle ki; insanların kitle iletişimi bağlamında farklı yönelimleri, arayışları ve beklentilerinin iletişim teknolojileri ve yeni medyayla birlikte eskiye oranla çok daha fazla su yüzüne çıktığı bir iletişim ortamında bu doyumlara ulaşmasını sağlayan radyo ve televizyonların varlığa gelmesi de kaçınılmaz olmaktadır. Daha önce belirtildiği üzere; reklam ve reklamverenler açısından bu yayıncılık faaliyeti içinde daha hedef odaklı önemli bir avantajın var olduğunu ve bunun da önemli bir itici güç olduğunu akılda tutmak gerekmektedir.

İnsanoğlunun farklılaşan beklenti, zevk ve gereksinimleri var oldukça tematik yayıncılığın çeşitlenerek ve teknolojinin imkânlarıyla birlikte gelecekte daha farklı formlara bürünerek karşımıza çıkacağı söylenebilir.

Önceleri sadece ev veya işyeri ile – yani mekân ile- sınırlı olan radyonun iletişim teknolojileriyle birlikte bu sınırlılıktan kurtularak birçok ortamda yanımızda hazır ve nazır olması, genel anlamda olduğu gibi tematik radyo yayıncılığını besleyen bir faktör olarak etkide bulunmaktadır. İnsanlar, mekânla sınırlı olmaksızın istedikleri her yerde ve her ortamda kendi ilgi alanları doğrultusunda tematik radyoları bulup dinleyebilmektedirler. Sonuç olarak, radyonun gelecekte çok daha fazla konu odaklı, belli bir alanda uzmanlaşarak yol alacağı öngörülebilir.