Dr. Öğretim Üyesi Abdülkadir Gölcü

Dr. Öğretim Üyesi Abdülkadir Gölcü

Dr. Öğretim Üyesi Abdülkadir Gölcü

Nev-i Şahsına Münhasır Bir Mecra: Yeni Medya

Acaba yeni medya teknolojileri ve mecraları uzun yıllardır kullanmakta olduğumuz geleneksel iletişim araçlarının pabucunu dama atabildi mi?

Norbert Elias herhangi bir yerleşim yerine dışarıdan gelenler ve orada hali hazırda var olanların birlikte yaşama tecrübeleri sürecinde birbirleri arasındaki farklılıkları abarttıklarını dile getirmiştir. Bu durumun özünde, “kendi” kimliğini “ötekinin” farklılığı üzerine inşa ederek oluşturmak istemenin dayanılmaz cazibesi yatmaktadır. Benzer bir karşılaştırmayı toplumsal hayatımızı çok kısa bir sürede işgal eden yeni medya araçları ve mecraları için de söylemek mümkün müdür? Acaba yeni medya teknolojileri ve mecraları uzun yıllardır kullanmakta olduğumuz geleneksel iletişim araçlarının pabucunu dama atabildi mi? Bu yeni mecralar ve araçlar günlük hayatımızın iletişimsel eylemselliğini değiştirip, dönüştürmeyi başarabildi mi?

Bu soruları farklı bağlamlarda çoğaltmak mümkündür. Bugün gelinen noktada yeni medya mecraları; konuşma alışkanlıklarımızdan, sosyal etkileşimin boyutlarına, arkadaşlık ilişkilerinden, bilgiye ulaşma biçim ve yöntemlerine, estetik kaygılardan, kimliğin inşası ve sunumuna, siyasal tercihlerden, duygusal tepkilere ve hatta inanç ritüellerine kadar çok geniş bir yelpazede ele alınması gereken çok yönlü bir süreci bizlerle tanıştırmıştır. Bu dönüşüm ve değişim sürecinin insan hayatına yapmış olduğu etki düşünüldüğünde, Franz Kafka’nın “Değişim” adlı eserindeki masum kahramanı Gregor Samsa’nın başına gelenlerden hiç de farksız değildir modern insanın başına gelenler. Bu nedenle bugün gelinen noktada yeni medya uygulamaları ve mecraları dört yanını kuşatmıştır insanoğlunun.

Yeni medya mecraları ve araçlarının geleneksel medyanın kendisinden ayrıştığı noktaları umursamadan, bütün düşünsel ve yaşamsal pratikleri işgal ettiği, kontrol altına aldığı tartışmasız bir gerçektir. Yazının başında dile getirilen Norbert Elias’ın iddiasının ötesinde bütün farklılıkları kendi potasında eritebilme kudretini de insanoğluna sunan yeni medya araçları, hayatın akışını düzenleme gücünü tekeline almıştır. Bugün gelinen noktada; bütün geleneksel içerik üretim biçimlerini de kuşatacak bir bağlamda, yeni medya mecralarının içerik üretme süreçleri üzerine inşa etmiş olduğu neredeyse sınırsız bir hegemonik yapının oluştuğu da gözden kaçırılmamalıdır. Bu yapı içerisinde bütün farklı yapı ve düşüncelerin içerik üretimi yapabilme imkânı bulabilmesi, yeni medya mecralarının oldukça demokratik bir sürecin gelişmesine imkân sağladığı bağlamında düşünülebilir. Fakat aynı durumu Luis Althusser ve Gramsci gibi düşünürlerin dile getirmiş olduğu farklılıkların büyük hegemonik yapılar içinde eritilmesi ya da birbirine benzeştirilmesi olarak değerlendirmek de mümkün gözükmektedir. Bu nedenle yeni medya mecralarının ve uygulamalarının bireysel yaşamdan toplumsal yaşama geniş bir bağlamda ele alınması gerektiği gerçeği gözlerden kaçırılmamalıdır.

Geleneksel medya içeriklerinin üretim süreçlerine neredeyse hiçbir süreçte dâhil olamayan birey, bugün yeni medya mecraları ve araçları sayesinde bu sürecin merkezinde yer almayı başarmıştır.  

Yeni medyanın içerik üretiminde farklı araç ve materyalleri bir çatı altında bütünleşik ve yeni bir yapıda bir araya getirmesi, yeni medyanın medya sosyolojisi açısından yeni bir bakış açısıyla ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda bugün yeni medya teknolojilerini kullanan bir birey; görüntüden sese, metinden görsel unsura birçok farklı içerik türüne eş zamanlı olarak maruz kalmaktadır. Bu etkileşim durumu doğal olarak bireyin medya içeriğine olan bakış açısını, içerikle ilgili düşüncelerini ve hatta içeriği ele alış biçimlerini bile değiştirip, dönüştürmüştür. Geleneksel medya içeriklerinin üretim süreçlerine neredeyse hiçbir süreçte dâhil olamayan birey, bugün yeni medya mecraları ve araçları sayesinde bu sürecin merkezinde yer almayı başarmıştır. Bu bağlamda yeni medya mecralarında içeriğin serüveni çok yönlü ve etkileşimli bir boyuta taşınmıştır. Bu nedenle bugün modern insan; yeni medya mecralarındaki macerasında hem içerik üreten, hem üretilen bu içerikleri tüketen hem de üretilmiş olan içeriklere çeşitli şekillerde katkılar ya da eklemeler yaparak içeriği geliştiren, değiştiren bir misyonu yüklenmiştir. Yeni medya mecralarının içerik açısından bu denli çok yönlü ve etkileşimli bir üretim sürecini beraberinde getirmiş olması; içerik üretimini çeşitlendirmiş ve hızlandırmıştır. Birey, geleneksel medyanın içerik üretiminde kendisini mecbur bırakmış olduğu sınırlılıklardan kurtularak, özgün içerik üretimi ve ürettiği içeriği geniş katılımlı yeni medya mecralarında paylaşabilme imkânını elde etmiştir.

Bugün yeni medya araçları sayesinde birey, günün her anında ve her ortamında medya içeriğine ulaşma ve içeriği tüketme imkânına sahip olmuştur.

Yeni medya mecralarının medya içeriğinin üretimine birey merkezli yapmış olduğu etkinin yanı sıra, bu mecralar bireyin medya içeriklerini tüketme süreçlerine de belirgin bir şekilde etki etmiştir. Geleneksel medyanın hâkim olduğu dönemlerde bireyin medya içeriklerini tüketme zamanı ve mekânı belirli sınırlılıklar içerisinde gerçekleşmek zorunda kalmıştır. Oysa yeni medya mecraları ve araçları sayesinde medya içeriklerinin hem üretimi hem de tüketimi bu sınırlılıklardan kurtulmuştur. Bugün yeni medya araçları sayesinde birey, günün her anında ve her ortamında medya içeriğine ulaşma ve içeriği tüketme imkânına sahip olmuştur. Bu durumun bir sonucu olarak bugün bireysel hayatın akışı, büyük oranda yeni medya mecralarından aktarılan içeriklere endeksli bir çerçevede gelişmektedir. Günlük ilişkilerin akışında yeni medya mecralarından elde edilen bilgiler doğrultusunda; diyaloglar ya da ilişkiler gelişmekte, kültürel etkileşimin boyutları küresel bir düzleme taşınmakta ve hatta bireysel kimliklerin bu bilgiler doğrultusunda inşa edilmesi mümkün olmaktadır.

Yeni medya mecralarının ve araçlarının toplumsal ve bireysel yaşama çok yönlü etkisinin belirli olumsuz sonuçlarının olduğu da kuşkusuz kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Bu olumsuzlukların başında kişilerarası ilişkilerde yaşanan problemler ve yeni medya araçlarının yoğun kullanımından kaynaklı sorunlar dikkati çekiyor. Bugün yeni medya teknolojilerinin yoğun kullanımı, insan ilişkilerinin temelinde yer alan yüz yüze iletişim süreçlerinin terk edilmesine neden olmuştur. Özellikle aracılanmış iletişim olarak adlandırılan bu durumun bir sonucu olarak, yüz yüze iletişim süreçlerinde tecrübe edilen duygusal yoğunluk, yerini nobran bir realizme bırakmıştır. Duygusal eksikliklerin giderilmesi adına yeni medya mecraları için üretilen “duygu sembolleri” ya da “emojiler” de bu sorunun çözümünde kayda değer bir ilerleme oluşturamamıştır.

Yeni medya araçlarının toplumsal yaşamımıza dâhil etmiş olduğu bir başka temel sorun ise kuşkusuz bağımlılık olarak ortaya çıkmaktadır. Bugün hayatın her evresini kapsamlı bir şekilde kuşatan yeni medya teknolojileri, toplumsal bir boyuta ulaşan yeni medya araçlarına olan bağımlılığı ve aşırı kullanımını beraberinde getirmiştir. Modern hayatın sıkıcı ve rutin akışı içinde bir kaçış alanı olarak görülen yeni medya mecraları, interaktif platformlar ve sosyal medya uygulamaları kısa zamanda bireysel açıdan aşırı kullanıma ve zamanla bağımlılığa dönüşmüştür. Günlük hayatın her anına nükseden bu bağımlılık problemi, bireyleri iş hayatından araç kullanımına kadar her an yeni medya mecralarını takip etmeye teşvik etmektedir. Bu sorunun tespiti için yapılan ulusal ve uluslararası çalışmalar, bağımlılık sorununun giderek artış gösterdiğini de kanıtlamıştır. Bu doğrultuda Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanelerinde sosyal medya bağımlılığı adı altında çeşitli alt birimler de açılmıştır. Sonuç olarak günlük hayatın her ânını kısa bir zaman diliminde kuşatan yeni medya mecralarının, çok yönlü, pozitif ve negatif birçok etkisinin olduğu gerçeği asla akıllardan çıkarılmamalıdır.