Asya-Pasifik Yayın Birliği Radyo Dairesi Başkanı Olya Booyar

Asya-Pasifik Yayın Birliği Radyo Dairesi Başkanı Olya Booyar

Asya-Pasifik Yayın Birliği Radyo Dairesi Başkanı Olya Booyar

Uygulama o kadar başarılı olmuştur ki; giderek genişleyen bir yelpazede, haber ve eğlence programlarıyla 68 dilde milyonlarca dinleyiciye yayın yapan bir ağ halini almıştır.

 

Avustralya, 20. yüzyılın sonlarında büyük bir sosyal değişim geçirmiş ve radyo bu dönüşümde hayati bir rol oynamıştır. Anavatanı İngiltere’ye güçlü bir şekilde bağlı, mesafeli, beyaz bir Anglosakson ülkesinden; dünyanın dört bir yanından gelen insanları kucaklayan, ileri görüşlü, küresel, modern ve çok kültürlü bir ulusa dönüşmüştür. 1970 ile milenyum arasında çok kültürlülük, Avustralya’nın en büyük başarı hikâyelerinden biridir. Ayrıca ülkenin ikinci ulusal yayın istasyonu SBS, bu gelişmeyi destekleyen vazgeçilmez bir mihenk taşı olmuştur.

 

 

1994’de yayıncı-gazeteci olarak katıldığım SBS’de, radyo ve televizyon servislerinin altın çağı olarak görülen 2007 yılına kadar çalışıp yöneticilerinden biri oldum ve aynı yıl bu kurumdan ayrıldım.

 

SBS,  Avustralya’nın en büyük iki kenti, olan Sydney ve Melbourne’de, İngilizce konuşulmayan bir sürü göçmen topluluğa hizmet  eden  2EA ve 3EA adlı iki geçici radyo istasyonuyla,1975’de yayın hayatına başlamıştır. Ülkenin yeni halk sağlığı sigorta sistemi olan “Tıbbi Sağlık Sigortası” hakkında “yeni Avustralyalılara” anadilde bilgilendirme yapılması için kurulmuştur. Ancak uygulama o kadar başarılı olmuştur ki; giderek genişleyen bir yelpazede, haber ve eğlence programlarıyla 68 dilde milyonlarca dinleyiciye yayın yapan bir ağ halini almıştır.

 

 

 

Kıta ilk olarak 1780’lerde sömürgeleştirildiğinde yerli halk Aborjinlere karşı gelişen ırkçılık, Avustralya toplumunda bugün bile bazen gizli bazen de aleni şekilde kanayan bir yara gibidir.

 

Avustralya Ulusal Müzesi, Avustralya tarihinde önemli bir yıl olan 1980’de, 2EA ve 3EA’nın Özel Yayın Hizmeti olarak birleşmesi için resmi bir çağrıda bulunmuştur. Bu yıl içerisinde hükümet ayrıca radyo sektörünün ihayetinde gölgeleyecek çok kültürlü bir televizyon hizmeti olan SBS TV’yi başlatmıştır.

 

SBS’nin ulusal ve uluslararası arenada Avustralya’nın gelişmesindeki etkisini görmezden gelmek imkânsızdır. Irkçı bir tarihe sahip olmasına rağmen Avustralya, önceleri İngiltere ve İrlanda’dan; sonraları ise Avrupa, Orta Doğu ve Asya’dan gelen göçmenler üzerine kurulmuştur. Kıta ilk olarak 1780’lerde sömürgeleştirildiğinde yerli halk Aborjinlere karşı gelişen ırkçılık, Avustralya toplumunda bugün bile bazen gizli bazen de aleni şekilde kanayan bir yara gibidir.

 

Uzun süren muhafazakâr bir yönetim döneminden sonra 1970’lerin ortalarında Gough Whitlam’ın yeni İşçi Hükümeti tarafından çok kültürlülüğün resmi bir politika olarak benimsenmesi, ilk kez kültürel çeşitliliğin toplum yapısı ve sosyal uyum oluşturmaya yönelik pozitif bir tutum olarak resmen kabul edildiğini göstermektedir. Ayrıca2EA ve 3EA çok dilli radyo istasyonlarına vergi mükelleflerinden yapılan fon aktarımı;çok kültürlülüğü destekleyen bu önemli kamu altyapısı için ilk gerçek  kaynak olmuştur. İlk yıllarında SBS Radyo, anadilleri İngilizce dışında bir dil olan yarı zamanlı yayıncıları işe almıştı. Haberleri İngilizceden tercüme ederek özel ilgi gerektiren program bölümlerini kendi dillerinde yayınlıyorlardı. Farklı topluluklar SBS Radyosunda yayıncı olarak temsilcilerini seçme hakkına sahipti. Program saatleri de her toplumun nüfus yoğunluğuna göre kararlaştırılıyordu. Profesyonel denetim fazla değildi. Program içerikleri; ülkelerinden ayrılıp, özünde kendileri siyasi göçmen olan yayıncılar tarafından Avustralya’ya nasıl getirildiklerini yansıtmaktaydı.

 

 

 

 

1990’ların sonlarına doğru bu yayın ağı, çok kültürlülüğün temel taşı ve dünyanın vitrini olarak hafızalara büyük ölçüde kazınmıştır.

 

Türkçe programlar tipik bir örnektir. Ayrılıkları konu edinen bu programlar, Türk göçmenler arasında tartışma yaratmış ve Türkiye aleyhinde olduğu için eleştirilmiştir.

 

SBS Radyosuna yapılan yatırımlar, aktarılan kaynaklar ve yetkin personel politikasıyla iki ağ üzerinden yürütülen çok dilli yayınlar; önemli bir başarı ve gurur kaynağı olmuştur. Bu radyodaki programlarda Avustralya’nın yanı sıra, uluslararası haberler ve güncel olaylar ele alınmıştır.

 

Vergilerden aktarılan paralarla yabancı dillerde yayın yapılması ve çok kültürlülük üzerine eleştiriler hala devam etmektedir. Bu durum çoğu Anglo Avustralya’lı tarafından anlaşılamamıştır. Ancak 1990’ların sonlarına doğru bu yayın ağı, çok kültürlülüğün temel taşı ve dünyanın vitrini olarak hafızalara büyük ölçüde kazınmıştır.

 

Ne yazık ki, 21. yüzyıla girerken Avustralya’da çok kültürlülük ve SBS sürekli saldırıya uğramıştır. Kamu harcamalarının azaltılmasına inanan ve mazideki Avustralya’ya dönmeyi arzulayan muhafazakâr hükümet tarafından da kısmen tetiklenen ırkçılık, kamu hayatında kendini yeniden göstermeye başlamıştır. Bu tutumun altında 11 Eylül saldırısı ve 2002 Bali saldırısı sonrasında oluşan terörizm korkusu yatmaktadır.

 

 

Bu radyodaki programlarda Avustralya’nın yanı sıra, uluslararası haberler ve güncel olaylar ele alınmıştır.

 

Çok kültürlülüğün simgesi olan SBS, maalesef bu muhafazakâr tutumun kurbanı oldu. Yeni hükümet tarafından bütçesi kesilen, ticaret odaklı bir yönetim kuruluna teslim edilen radyo, etkinliğini yavaş yavaş kaybetmekteydi. Kültürel çeşitlilikten hiç anlamayan yeni yöneticiler, ağırlıklı olarak sadece İngilizce yayın yapan televizyon kanalına odaklandı. Çok dilli radyo bölümünün bütçesi de televizyona aktarıldı.

 

 

SBS Televizyonu izleyici sayısını ülkenin genel izleyicilerinin %5’i oranında arttırmak için uğraşırken, SBS radyo programlarının etkisini görmezden gelmiştir.

Türkçe konuşan Avustralyalı dinleyiciler gibi Avustralya’yı oluşturan diğer toplumlar da kendi ülkelerinin radyo yayınlarını doğrudan dinleyebildiklerinden; dinleyici sayısı neredeyse tüm dillerde düşüş göstermiştir. Şuanda sayım yapılmamaktadır.

  1. yüzyılın sonlarında Avustralya’yı tanımlamaya yardımcı olan bir radyo kanalı 21. yüzyılda hayatta kalmak için mücadele etmektedir.